11 Ocak 2018 Perşembe

Babanne Hasretliği


Dün yürüyüş yaparken eski bir ahbapla karşılaşınca şaşırdım.  Depremden sonra Akdeniz yöresinde bir şehre  taşınmışlardı. Yıllardır görüşmüyorduk.  Özlemişiz. Anlatacaklarımız birikmiş. Ayaküstü konuştuk. Büyük kızından iki torunu varmış. Oğlu üniversite son sınıfta okuyormuş. Ben bizim çocukları,  Ege ve Ekin'i anlattım.  Torunlarım olduğunu duymamış. Kızının eşi Almanya'da iş bulmuş. Bir aya kadar taşınacaklarmış. Onlara yardıma gelmiş. Üzüntülüydü. Bizim çocukların yıllardır yurt dışında yaşadıklarını öğrenince, kederli kederli " Ne kadar sıklıkla görüşüyorsunuz? Torunlar unutmazlar mı bizi?" dedi.

Hollanda'ya gittiğimizde üç ya da dört gün kalıyoruz. En uzun kaldığımız belki yedi sekiz gün olabilir. Bazan çocuklar memlekete geliyorlar. Düşündüm. 365 günde sanırım  otuz hadi abartayım kırk gün görüşüyoruzdur. İnanın, arkadaşım sormasaydı, hiç düşünmemiştim. Müthişti!

Kendimi  tam hüzün girdabına kaptıracak, hasretlikle ilgili kederli bir muhabbete girişecektim ki, vazgeçtim. "Heyyy! O kadar ince düşünmeyi boşver kardeşcim," dedim. " Şimdi iletişim kolay. Görüntülü konuşuyoruz. Arada mektuplaşıyoruz. Fırsat buldukça biz gidiyoruz, onlar geliyorlar. Çok şükür" dedim. "Sağolsunlar, iyi olsunlar, mutlu olsunlar, nerede olursa olsunlar!" diye sözlerime devam ettim. 

Sözlerime  güldü.  Rahatlığım ona iyi geldi. "Çok haklısın. Önce sağlık olsun," dedi.  Daha uzun görüşmeye niyetlendik. Sıkıca kucaklaşarak veda ettik.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder